TÜKETİCİLERİ YAKINDAN İLGİLENDİREN İKİ ÖNEMLİ DÜZENLEME…

15 Mayıs 2020 tarih ve 31128 sayılı Resmi Gazete’de tüketicilerimizi çok yakından ilgilendiren iki ayrı düzenleme yapılarak, yürürlüğe girmiştir. Bunlar, salgın hastalık nedeniyle iptal edilen paket tur bedel iadelerinin nasıl ve ne zaman yapılacağı ile Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğu altında bulunan otoyollar ile erişme kontrolünün sağlandığı karayollarındaki kaçak geçiş ücretlerinin ve cezalarının belirlenmesi ve uygulanmasına ilişkindir.

İPTAL EDİLEN PAKET TUR BEDELLERİNİN İADESİ…

Yürürlükteki Paket Tur Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 16. maddesi hükmü gereğince, paket turun başlamasına 30 günden fazla gün kala veya mücbir sebep (Salgın hastalık gibi) nedeniyle paket turun iptal edilmesi hallerinde, fesih bildiriminin paket tur düzenleyicisi veya aracısına ulaşmasından itibaren on dört gün içerisinde paket tur bedel iadelerinin yapılması esastır.

Söz konusu yönetmelik değişikliği ile salgın hastalık nedeniyle iptal edilen turların bedellerinin (Uçuş bedeli ve paket tur bedeli) iadesinde yeni süreler belirlenmiştir.

Söz konusu yönetmeliğe eklenen geçici madde hükmü gereğince;

1-COVİD-19 salgını nedeniyle, 05/02/2020 tarihinden itibaren ifası öngörülen ve hava yolu ile ulaştırma içeren paket tur sözleşmelerine ilişkin bedel iadelerinde, paket tur düzenleyicisi veya aracısı tarafından hava taşıma işletmelerine ödenip belgelendirilen uçuş bedeli, uçuş yasağı kalktıktan sonraki altmışıncı günü izleyen on dört gün içerisinde katılımcıya iade edilir.

2-Katılımcının bilgilendirilmesi ve açık onayının alınması koşuluyla, ödenmesi zorunlu vergi, harç ve benzeri yasal yükümlülüklerden doğan masraflar hariç olmak üzere katılımcının ödemiş olduğu bedel, uçuş yasağı kalktıktan sonraki altmışıncı günü izleyen on dört gün içerisinde iade edilir.

3-Katılımcının birinci veya ikinci fıkrayı tercih ettiğine ilişkin yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile bilgilendirilmesi ve onayının alınmasında ispat yükü paket tur düzenleyicisi veya aracısına aittir.

Yukarıdaki yönetmelik değişikliğinden anlaşılacağı üzere, salgın hastalık nedeniyle iptal edilen paket tur bedellerinin iadesi, esas olarak fesih bildiriminden itibaren 14 gün içerisinde olmakla birlikte,

-Tur kapsamındaki uçuş bedeli iadesi, uçuş yasağı kalktıktan sonraki altmışıncı günü izleyen on dört gün içerisinde,

-Tur bedeli iadesi, katılımcıların bilgilendirilmesi ve açık onaylarının alınması koşuluyla, uçuş yasağı kalktıktan sonraki altmışıncı günü izleyen on dört gün içerisinde, gerçekleştirilebilecektir.

Paket tur katılımcıları, yazılı başvuruda bulunmak suretiyle, yukarıdaki seçimlik hakları kullanabilecektir. Tur bedellerinin iadesinde, yukarıdaki sürelerin (uçuş yasağı kalktıktan sonraki altmışıncı günü izleyen on dört gün içerisinde) kabulünü ispat açısından, katılımcıların yazılı başvurusu, bilgilendirilmeleri ve onaylarının alınması zorunlu bulunmaktadır.

Söz konusu yönetmelik değişikliği, salgın hastalık nedeniyle paket turlarını iptal etmek zorunda kalan katılımcıların belirsizliklerinin giderilmesi ve ödeme sürelerinin belirlenmesi açısından yararlıdır. Tur kapsamındaki uçuş bedellerinin iadesinde, uçuş yasağının kalkması sonrasındaki 60 günü izleyen 14 gün içerisinde iade yapılacak olması, paket tur düzenleyen firmaları ya da aracılarını finansman yönünden koruyan bir düzenlemedir.

Katılımcılar açısından, bedel iadelerinin faiz uygulanmaksızın iade edilecek olması, paket turun iptaline rağmen kredi kartı taksit ödemelerinin devam ediyor olması ve mali yapıları bozulan paket tur düzenleyicileri ya da aracılarının söz konusu ödemeleri gerçekleştirip gerçekleştiremeyecekleri, katılımcılar açısından risk ve sorun olarak devam etmektedir. Bu nedenle, katılımcıların ekonomik çıkarlarının korunması açısından, bu sorunların giderilmesi yararlı olacaktır.

OTOYOL KAÇAK GEÇİŞ ÜCRETLERİ VE CEZASININ HESABI…

Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğu altında bulunan otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayollarında, kaçak geçiş yapıldığında, en uzun mesafe geçiş ücreti ve bu ücretin 10 katı tutarında ceza uygulanıyordu.

Yönetmelik değişikliği ile “O güzergâhın en uzun mesafesine”ibaresi “Geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye”olarak, “on”ibaresi “dört”olarak değiştirilmiştir. Ayrıca, “En uzun mesafe, ücret ödemeden çıkış yapılan gişelere en uzak mesafede olan gişe dikkate alınarak belirlenir” cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.

Böylece, kaçak geçişlerde (En uzun mesafe ücreti değil) giriş çıkış yapılan mesafe ücreti ile bu ücretin dört katı tutarında ceza uygulanacaktır.

Ayrıca, ücretlerini ödemeden geçiş yapanlardan, ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde (Daha önce yedi gün içerisinde idi) yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlere, dört katı ceza uygulanmayacaktır.

Ödemesiz geçiş ücreti bedelinin ödenmesinden, araç sahibi sorumlu olacaktır. Araç sahibi gerçek kişinin ölmesi ve ölümün ölüm raporu ile belgelenmesi halinde, varisler sadece kaçak geçiş ücretinden sorumlu olacaktır.

Yararlı olması temennisiyle, sağlıklı güzel günler diliyorum. Saygı ve sevgilerimle. 15.05.2020

Levent Küçük

Genel Başkan

Tüketiciler Derneği/TÜDER

BERBERLER FİYAT ARTIŞI İLE AÇILDI…

Koronavirüsle mücadele tedbirleri kapsamında kapalı tutulan berber ve kuaförler, 11 Mayıs itibariyle yeniden faaliyetlerine başladılar. Başta kadınların saç bakımı olmak üzere, birikmiş ihtiyaçlarımız nedeniyle hepimiz mutlu bir şekilde berber ve kuaförlere koştuk. Berberlerin açılması ile birlikte, berberlerin farklı farklı, hatta fahiş fiyat uyguladığına ilişkin şikâyetler gelmeye başladı. Örneğin, 40.-TL’ye erkek saç tıraşı olunurken, bir başka berberin 90.-TL aldığına ilişkin şikâyetler bildirildi.

 

Kullanılması mecbur hale getirilen temizlik ve hijyen ürünlerinin fiyatlara etkisinin ne olduğunu veya işyerlerinde temizlik ve hijyene ne kadar uyulduğunu bilemiyoruz. Ancak, bir fiyat artışının ortaya çıktığı ve bunun tüketicilere yansıtıldığı görülmektedir.

 

Berber ve kuaförlerin fiyat tarifesine yasal açıdan bakacak olursak, yürürlükteki “Fiyat Etiketi Yönetmeliği” hükümleri gereğince,

 

1-Berber ve kuaförler, işyerlerinde müşterileri tarafından rahatça görünüp okunacak yerlerine onaylı fiyat tarifesi asmak zorundadır.

 

2-Fiyat tarifesi denetimini, meslek odaları veya belediyeler yapmalıdır.

 

3-Şikâyetlerinizi, belediyelere ve İstanbul Berberler Odasına (02125361824/25) bildirebilirsiniz.

 

Koronavirüsle mücadele tedbirleri kapsamında, temizlik ve hijyenle birlikte berber ve kuaförlerimizin maliyetlerinin arttığını biliyoruz. Bu nedenle, maliyet artışlarına bağlı olarak yeni bir fiyat tarifesine ihtiyaç duyulabilir.

 

Tüketicilerimizin ekonomik çıkarlarının korunması, istismar ve fahiş fiyat uygulamasına fırsat verilmemesi amacıyla, fiyat tarifelerinin, müşterilerin kolayca görebileceği yerlere asılması ve belediyeler ile ilgili meslek odaları tarafından denetimler yapılması yararlı olacaktır. Fiyat tarifelerinin işyerlerine asılmış olması, gereksiz tartışma ve şikayetleri önleyerek, hem tüketicileri hem de berber ve kuaförleri güvence altına alacaktır.

 

Berber ve kuaförler, her birimizin hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. Onlarla sadece müşterisi ilişkisi değil, yıllara dayalı dostluk, arkadaşlık hatta sırdaş ilişkisi kurarız. Bu nedenle, bu zor süreçte birbirimize her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Saygı ve sevgilerimle.14 Mayıs 2020

Levent Küçük

Genel Başkan

Tüketiciler Derneği/TÜDER

BERBER VE KUAFÖRLER AÇILIRKEN…

Koronavirüsle mücadele tedbirleri kapsamında uzun süredir faaliyette bulunmayan berber, kuaför ve güzellik merkezleri, AVM’ler ile birlikte bugün açılarak, faaliyetlerine başlıyorlar. Öncelikle kendilerine hayırlı işler, başarılı faaliyetler diliyoruz. Kapalı oldukları süreç içerisinde, kadınlarımızın saç bakımları başta olmak üzere, hepimiz açısından berber, kuaför ve güzellikler merkezlerinin günlük hayatımızdaki önemini bir kez daha anlamış olduk.

Öte yandan, koronavirüs tehdidi ile birlikte temizlik ve hijyen yeniden hatıra gelerek, sağlığımız açısından önemini bir kez daha anlamış olduk. Bu bakımdan, birebir temas ve farklı kişilerin hizmet alması nedenleriyle, temizlik ve hijyene en çok dikkat edilmesi gereken mekânların başında berber ve kuaförler gelmektedir.

Berber ve kuaförler, kişiye özel malzemeler (önlük, havlu, maske gibi) kullanmak ve dezenfektan işlemleri yapmak suretiyle hizmet vermeye başlıyorlar. Kendileri ile görüştüğüm bazı berberler, isteyen müşterilerin kullanacakları havlu gibi ürünleri kendilerinin getirebileceğini belirterek, kişiye özel kullanılacak malzemeler ile dezenfektan işlemlerinin ek bir maliyet oluşturacağını, bunun da ücretlere yansıyacağını ifade ediyorlar. Bu durumda, saç tıraşı ve saç bakım hizmetlerinde ücret artışı olacağı ve bunun da tüketiciye yansıyacağı görülmektedir.

Koronavirüsle mücadele ettiğimiz bu günlerde, kişisel ve toplum sağlığımız en önemli önceliğimizdir. Bu bakımdan, temizlik ve hijyene taviz vermeden uymalı, sosyal mesafeye mutlaka riayet etmeliyiz.

Tüketicilerimizin ekonomik çıkarlarının korunması ve koronavirüsle etkin mücadele sağlama açısından,

-Bu süreçte temizlik ve hijyen ürünlerinin üretim ve dağıtımına, fiyatlarına dikkat edilmesi gerekmektedir. Aşırı fiyat artışlarına karşı önlem alınmalı, spekülatif fiyat artışlarına karşı etkin denetimler yapılmalıdır.

-Berber, kuaför ve güzellik merkezleri başta olmak üzere, benzeri işyerleri meslek odaları ve yerel yönetimler tarafından sürekli denetlenmelidir,

-Temizlik ve hijyen ürünlerindeki KDV oranları yeniden değerlendirilerek, bu süreçte % 1’e düşürülmesi yerinde olacaktır.

Yararlı olması temennisiyle, sağlıklı, huzurlu ve mutlu güzel bir hafta diliyorum. Saygı ve sevgilerimle.11 Mayıs 2020

Levent Küçük

Genel Başkan

Tüketiciler Derneği/TÜDER

 

ONLİNE SATIŞLARDA ÖNEMLİ BİR HATIRLATMA…

Koronavirüs veya Covid-19 salgını ile mücadele tedbirleri kapsamında, başta gayrimenkul/emlak sektörü olmak üzere, satış ve kiralamada zorunlu olarak, “ONLİNE PAZARLAMA/SATIŞ” yöntemi uygulanmaya başlamıştır.

Bu yöntemde, alıcı ve satıcı yüz yüze gelmeksizin video konferans ve benzeri tekniklerle iletişim kurmakta, görsel fotoğraf ya da videolar ile satışa sunulan ürünün (Gayrimenkul, otomobil gibi) tanıtımı yapılmaktadır. Satın alınacak ya da kiralanacak gayrimenkul veya otomobil, alıcı tarafından fiziken görüp, incelenmemektedir. Bu günlerde gayrimenkul veya otomobil satın almak veya kiralamak isteyen çok sayıda kişi bu yöntemi tercih etmektedir.

Online pazarlama veya video konferans yöntemi ile satın alma veya kiralama yapacak tüketicilerimizin aşağıdaki hususlara dikkat etmesinde yarar bulunmaktadır.

-Satın alma veya kiralama işlemlerinde, yetki belgesi sahibi, bilinen kurumsal işletmeler tercih edilmelidir. Yetki belgelerinin, ticaret ve vergi kayıtlarının, adres ve telefon bilgilerinin varlığı istenmeli ve doğruluğu araştırılmalıdır.

-Kaparo dolandıcılığına dikkat edilmelidir. Satış ya da kiralamaya sunulan gayrimenkul veya otomobilin fiyatını, piyasa fiyatından oldukça düşük (cazip) gösterip, kaparo gönderilmesini isteyen ve sonrasında kendilerine ulaşılamayan dolandırıcılara karşı dikkatli olunmalıdır. Doğruluğundan emin olunmayan satış işlemlerinde kesinlikle kaparo gönderilmemelidir.

-Yürürlükteki 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri gereğince, mesafeli sözleşmelerde (Uzaktan satış ya da alıcı ile satıcının yüz yüze gelmeksizin gerçekleşen satış) tüketicin 14 gün içerisinde cayma hakkı bulunmaktadır. Online satış yönteminde de, 14 gün içerisinde satıştan vazgeçme hakkı olduğu bilinmelidir.

-Online satış yönteminde ortaya çıkacak maddi zararlarımızın tazmini için tüketici hakem heyetlerine veya tüketici mahkemelerine başvurabiliriz. Bir dolandırıcılık fiili ile karşı karşıya kalmamız halinde ise, mutlaka Cumhuriyet Savcılıklarına müracaat etmeliyiz.

SONUÇ OLARAK,

Koronavirüs veya Covid-19 ile mücadele devam ederken, günlük hayatımız da devam etmektedir. Bu açıdan satın alma veya kiralama işlemleri de devam etmektedir. Bu tür risk dönemlerinde, özellikle gayrimenkul piyasası, karlı bir yatırım dönemine dönüşebilmektedir. Yeter ki, ihtiyacımıza uygun ürünü, doğru yerden, en uygun fiyata satın alalım.

Yararlı olması temennisiyle, sağlıklı, güzel günler diliyorum.

Saygı ve sevgilerimle.05 Mayıs 2020

Levent Küçük

Genel Başkan

Tüketiciler Derneği/TÜDER

KREDİ KARTLARINDA TAKSİTLENDİRME SÜRELERİ YENİDEN DEĞİŞTİ. TAKSİT SÜRELERİ ARTIRILDI…

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 12/06/2019 tarihli ve 8385 sayılı Kararı ile Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, 11/01/2019 tarihli ve 8198 sayılı Kurul Kararı ile daha önce belirlenen kredi kartlarında taksitlendirme süreleri;

-Mobilya alımlarında on iki aydan on sekiz aya,

-Elektronik eşya (Video, kamera, ses sistemleri, fiyatı 3.500 Türk Lirasının üzerinde olan televizyon vb.) alımlarında üç aydan altı aya,

-Fiyatı üç bin beş yüz Türk Lirasına kadar olan televizyon alımlarında dokuz aydan on iki aya,

-Havayolları ve konaklama ile ilgili yurt içine ilişkin harcamalarda dokuz aydan on iki aya,

-Vergi ödemelerinde dokuz aydan on iki aya,

-Elektrikli eşya ( Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, elektrikli ev aletleri vb.) alımlarında on iki aydan on sekiz aya,

-Kurumsal kredi kartlarındaki genel taksit sınırının ise on iki aydan on sekiz aya,

Çıkarılmasına karar verilmiştir.

Ayrıca, 13 Haziran 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Banka Kartları Ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” hükümleri kapsamında,

-Ödenmesi gereken asgarî tutarın dönem borcunun yüzde otuzundan ve yeni tahsis edilen kredi kartlarında kullanım başlangıcı tarihinden itibaren bir yıllık sürenin dolmasına kadar dönem borcunun yüzde kırkından aşağı olamayacağı,

-Ödenmesi gereken asgarî tutarın dönem borcunun yüzde otuzundan ve yeni tahsis edilen kredi kartlarında kullanım başlangıcı tarihinden itibaren bir yıllık sürenin dolmasına kadar dönem borcunun yüzde kırkından aşağı olamayacağına ve bankanın bu miktardan az olmamak üzere asgari ödeme tutarını belirleyebileceğine,

İlişkin düzenleme yapılmıştır.

Tüketicilerimize, kredi kartlarının bankaların kendilerine tanıdığı bir kredi olduğu bilinciyle, ihtiyaçlarına uygun ürünleri, kişisel gelirlerini ve aile bütçelerini dikkate alarak satın almalarını, kredi kartlarını bu bilinçle kullanmalarını öneriyoruz.

Saygı ve sevgilerimizle.

Levent KÜÇÜK

Genel Başkan

Tüketiciler Derneği-TÜDER

“ALIŞVERİŞ SONRASI CAYMA HAKKI”

Türk Dil Kurumu’na göre caymak, “Sözünden, kararından dönmek, vazgeçmek” anlamına geliyor. Tüketici hukuku açısından cayma hakkı ise, “Memnun kalmadığımız bir mal ya da hizmeti iade etmek için bizlere sunulan bir hak” olarak tanımlanmaktadır.

Alışverişten sonra satın aldığımız bir malı iade edebilir miyiz? Bu alışverişten vazgeçebilir miyiz? Veya aldığım ürünü mağazaya geri götürdüm, iade almadılar, değiştirmediler şeklinde çok sayıda soru ve şikâyet ile karşılaşıyoruz. Bazen de mağaza satış görevlilerinin satış esnasında 7 gün içinde veya 30 gün içinde iade edebilirsiniz, isterseniz başka ürünle değiştirebilirsiniz şeklindeki sözlü açıklamaları, tüketicileri farklı beklentilere sokmaktadır.

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Ne Diyor?

Yürürlükteki 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un temel amacı, tüketicilerin ekonomik çıkarlarının korunmasıdır. Bu kapsamda, tüketicilerin zararlarının tazmini, Kanun’un temel varlık sebeplerinden biridir. Ancak, tüketicilerin zararlarının tazmin edilmesi, temel olarak satın aldığımız mal veya hizmetin ayıplı, kusurlu olması şartına bağlanmıştır. “Ben bu kazağın rengini beğenmedim, bu cekete benzer ceketim evde varmış, bu oyun grubunu çocuğum beğenmedi, eşim mobilya takımını istemiyor veya bu koltuk takımı odaya çok büyük geldi” şeklindeki gerekçelerle, satın aldığımız malları iade etmek veya değiştirmek her zaman mümkün değildir.

Satın aldığımız bir malı sonradan iade etmek veya değiştirmek gibi seçimlik yasal haklarımızı kullanmak için temel şart, öncelikle malın ayıplı mal olmasıdır.

Hangi Hallerde Cayma Hakkını Kullanabiliriz?

Geleneksel alışverişlerde temel yöntem, satıcı ile alıcının karşılıklı olarak bir araya gelerek, alıcının satın alacağı malı görmesi, incelemesi ve özelliklerini öğrenerek, satın almaya karar vermesidir. Alışverişlerde birçoğumuz, satın alacağımız mala dokunarak, üzerine oturarak, üzerimize/ayağımıza giyerek, hatta yakışmış mı diye aynada kendimize bakarak, bazen de satıcı ile pazarlık yaparak satın almaya karar veririz.

Günümüzde, geleneksel alışveriş yöntemleri dışında, satıcı ile alıcının karşılıklı olarak biraraya gelmeden gerçekleşen uzaktan satışların (internet üzerinden yapılan satışlar gibi) varlığı, tüketicileri ekonomik açıdan koruyucu, yasal tedbirleri almayı zorunlu kılmıştır. Bu açıdan 6502 sayılı Kanun, belirli yöntemlerle yapılan alışverişlerde, mal ayıplı mal olmasa bile, tüketiciye cayma hakkı tanımıştır.

Hangi Tür Alışverişlerde Cayma Hakkını Kullanabiliriz?

Yürürlükteki 6502 sayılı Kanun hükümleri gereğince, satın aldığımız mallar ile ilgili olarak, satın alınan mal ayıplı, kusurlu mal olmasa bile, yaptığımız alışveriş yöntemine göre, hiçbir gerekçe göstermeksizin cayma hakkına sahip bulunmaktayız. Cayma hakkını sağlayan alışveriş yöntemleri; uzaktan satış veya mesafeli sözleşmeler diye tanımladığımız, satıcı ile alıcının karşılıklı olarak biraraya gelmeden gerçekleşen (İnternet, telefon yoluyla gerçekleşen) satışlar, taksitli satışlar ve kapıdan satış diye bilinen satıcının işyeri dışında gerçekleştirdiği satışlardır. Buradaki taksitli satış, banka kredi kartına uygulanan taksitli satış değil, satıcının, mağazanın yaptığı taksitli satışlardır.

Tüketiciler, uzaktan yapılan alışverişlerde (İnternet, telefon yoluyla gibi) 14 gün, kapıdan satışlarda yine 14 gün ve taksitli alışverişlerde ise 7 gün içerisinde, hiçbir gerekçe ileri sürmeksizin ve cezai şart ödemeksizin cayma hakkına sahiptir.

Tüketici cayma hakkını kullanırken, satın aldığı malı ancak olağan bir gözden geçirmenin gerektirdiği ölçüde kullanabilir; aksi takdirde tüketici cayma hakkını kullanamaz.

Satın aldığımız mallar ile ilgili açıklanan cayma hakları dışında; “Devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmelerinde” “Ön ödemeli konut satış sözleşmelerinde” “Tüketici kredisi sözleşmelerinde” ve “Finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmelerde” tüketiciler, 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptirler.

Cayma Bildirimi Nasıl Yapılacaktır?

6502 sayılı Kanun hükümleri gereğince, “Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin 14 veya 7 gün içerisinde satıcı veya sağlayıcıya yöneltilmiş olması yeterlidir.” Ayrıca, satıcılar cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat etmekle yükümlüdür.

Yasadaki “Cayma bildiriminin yöneltilmiş olması yeterlidir” ibaresi, tüketiciler açısından önemli avantajlar ve kolaylıklar sağlamaktadır. Ancak, cayma bildirimine ilişkin tüm iletileri (Faks, dilekçe, e-posta mesajı gibi) doğabilecek uyuşmazlıklara karşı muhafaza etmekte yarar bulunmaktadır.

Sonuç Olarak;

Satın aldığımız mallar ile ilgili olarak, alışverişten sonra (ayıplı mallar dışında) alışverişten vazgeçme, cayma hakkına yasal olarak her zaman sahip değiliz. Satıcıların, mağazaların müşteri memnuniyeti kapsamında belirledikleri satış politikaları bunların istisnası olabilmekte, farklı uygulamalar ile karşılaşabilmekteyiz.

Yasal açıdan, satın aldığımız mallar ile ilgili olarak, uzaktan satış diye adlandırdığımız internet veya telefon yoluyla gerçekleşen alışverişler ile kapıdan satışlarda ve mağazaların taksitli satışlarında tüketicilerin cayma hakları bulunmaktadır.

Cayma hakkının yasa ile düzenlenmiş olması, tüketicilerin ekonomik çıkarlarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Keyifli alışverişler temennisiyle, saygı ve sevgilerimle.

Levent Küçük

Her Satış İlanına Kanmayın

Günlük hayatta, internet sitelerinde satışa sundukları mallar ile ilgili gerçeğe aykırı bilgiler paylaşan, olmayan malları varmış gibi ilan eden, bu yolla tüketicileri aldatan, kötü niyetli kişi veya firmalar ile karşılaşıyoruz.

Özellikle emlak ve otomotiv satışlarında, internet sitelerine cazip ilanlar koyan, satışa sunulan konut veya arabaların özelliklerini ve fiyatlarını gerçeğinden veya piyasa fiyatından çok farklı göstererek cazip kılan, önden kapora isteyen, sonra ortadan kaybolan, böylece tüketicileri mağdur eden kişi ve firmalar bulunmaktadır.

KAPORA DOLANDIRICILIĞI…

Kamuda müdür pozisyonunda görev yapan bir arkadaşımız, bildiğimiz internet sitelerinin birinde bulduğu, sahibinden satılık, modeli, kilometresi ve fiyatı çok cazip bir otomobil ile ilgili istenen kaporayı, bizlerin uyarması ve araştırması sonrası göndermeyerek, dolandırılmaktan ve mağdur olmaktan son anda kurtulmuştu. Yaptığımız araştırmada, bir oto kiralama firmasına ait otomobili, kendi otomobili gibi cazip fiyatla ilan eden dolandırıcı, ne kadar toplarsam kardır anlayışıyla, önden kapora toplayıp, sonra ortadan kaybolmaktadır.

Görev yaptığım üniversitede görevli bir kadıncağız, piyasa fiyatının çok altında ilan edilen bir konut satışı ile ilgili yüksek tutarlı kapora verdiğini, banka kredi işlemlerinin hemen başlayacağı söylenmesine rağmen, banka kredi işlemleri uzayınca şüphelenip firmaya gittiğinde, firmanın tabelasının değiştiğini görüp, ne yapmalarını gerektiğini sorunca, elinizde sözleşme ya da kapora ödemesine ilişkin belge var mı diye sorup, hemen savcılığa gitmesini önermiştim.

Oltalama denilen bu dolandırıcılık yönteminde, gerçeğe aykırı cazip ilanlarla vatandaşların ilgisi çekilmekte, çok talep var, önden hemen kapora gönderin, sadece size satayım denilerek, tabir yerinde ise oltaya takılanlar dolandırılmaktadır.

TÜKETİCİLER, VATANDAŞLAR NELERE DİKKAT ETMELİDİR?

-İnternet siteleri üzerinden verilen her ilana inanmamak, cazip fiyat ilanlarına kapılmamak gerekir,

-Satışa sunulan malları yerinde görmeden, özelliklerini öğrenmeden, sözleşme yapmadan asla kaparo verilmemelidir,

-Yapılan ön ödeme karşılığı mutlaka geçerli bir belge alınmalıdır,

-İnternet üzerinden yapılan satışlarda güvenilir, kurumsal firmalar tercih edilmelidir,

-Herhangi bir mağduriyet yaşanması halinde, hemen savcılığa müracaat edilerek, ilana aracılık eden internet siteleri ile ilgili olarak, Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğüne şikâyette bulunulmalıdır,

-Maddi zararların tazmini için mutlaka Tüketici Hakem Heyetlerine veya Tüketici Mahkemelerine müracaat edilmelidir.

Sonuç Olarak,

Dolandırıcılar, her geçen gün geliştirdikleri yeni yöntemler ile vatandaşları mağdur etmeye devam etmektedir. Çeşitli uyarı ve bilgilendirmelere rağmen, zaman zaman hepimiz dolandırıcıların ağına düşüp, mağduriyetler yaşayabiliyoruz. Yasal açıdan savcılıklara müracaat edilip, olayların ceza hukuku açısından araştırması yapılıyor olsa da, maddi zararların tazmini açısından çoğu zaman (Dolandırıcılara ulaşılamadığından veya geri tahsil imkanı bulunmadığından) bir sonuç alınamamaktadır. Bu açıdan, vatandaşların dikkat ve özeni kadar, kamunun da internet üzerinden satış yapanları, satışa aracılık edenleri sürekli denetlemesi gerekmektedir.

Ayrıca, birden fazla kişinin satış ilanı verebildiği sitelerde, bu satış ilanlarına aracılık eden siteler, tüketicilerin maddi zararlarının karşılanmasında, müteselsil sorumlu olmalıdır.

Saygılarımla.

Levent KÜÇÜK

Tüketici Sorunları

Tüketici sözleşmelerindeki haksız şartlar

Satıştan kaçınma

Sipariş edilmeyen mal veya hizmetler

Ayıplı mal

Ayıplı maldan sorumluluk

İspat yükü

Tüketicinin seçimlik hakları

Zamanaşımı

Ayıplı hizmet

Ayıplı hizmetten sorumluluk

Tüketicinin seçimlik hakları

Zamanaşımı

Taksitle satış sözleşmeleri

Cayma hakkı

Temerrüt

Erken ödeme

Tüketici kredisi sözleşmeleri

Sözleşme öncesi bilgilendirme yükümlülüğü

Cayma hakkı

Faiz oranı

Sözleşmede değişiklik yapılması