ÜLKEMİZİ YÖNETENLERE ÇAĞRIDIR!
3 Ekim 2026ÜLKEMİZİ YÖNETENLERE ÇAĞRIDIR!
Merkezi idare ve yerel yönetimlerde son dönemde yaşanan olaylar ve gelişmeler üzerine; yaklaşık 32 yıl kamuda denetim elemanı olarak Vergi Denetmeni ve İç Denetçi görevlerinde bulunmuş, uzun yıllardır da çeşitli sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak görev yapan bir kişi olarak, tecrübe ve bilgilerimi ön yargıdan uzak ve samimi bir şekilde aşağıda kamuoyunun ve ilgili tarafların dikkatine sunmak istiyorum:
1- Yönetimlerde, üst yöneticilerin yönetim anlayışı ve uygulamaları, bir idarenin işleyişini belirleyen en önemli unsurlardan biridir. “Balık baştan kokar.” sözü boşuna söylenmemiştir. Bu anlayış, siyaset kurumu açısından da dikkate alınması gereken önemli bir yönetim ilkesidir.
2- Liyakat, ehliyet, bilgi, tecrübe ve ahlak; yüzyılların birikimiyle şekillenmiş, sağlıklı yönetimin temel unsurları hâline gelmiştir. Bir göreve atama veya görevlendirme yapılırken bu özellikler mutlaka dikkate alınmalıdır. Siyasi tercihlerin, kamu görevlerine atanma ve görevlendirmelerde liyakat ve ehliyetin önüne geçmesine izin verilmemelidir. Siyaset kurumu ile kamu yönetimi arasındaki görev, yetki ve sorumluluk sınırları açık ve sağlıklı bir şekilde korunmalıdır.
Merkezi idare ve yerel yönetimlerde görevlerini layıkıyla yerine getiren yönetici, bürokrat ve memurlara sahip çıkılmalıdır.
3- Siyaset kurumu; ülkeyi yönetmek, toplumun refahını artırmak, ülkeyi geleceğe hazırlamak ve bireylerin başta hukuk güvenliği olmak üzere mal ve can güvenliğini, huzurunu ve yaşam kalitesini sağlamak amacıyla faaliyet göstermelidir. Bir siyasi partiye üye olmak veya bir siyasi partide görev almak, kamu hizmetlerinde ayrıcalık veya kişisel menfaat sağlama aracına dönüşmemelidir.
4- Merkezi idare ve yerel yönetimlerde şeffaflık ve hesap verebilirlik mutlaka sağlanmalıdır. “İstediğimiz kişi veya firmalara ihale veririz.” anlayışına son verilmelidir. Kamu ihaleleri ve devlet kaynakları üzerinden herhangi bir kişi veya grubun haksız menfaat elde etmesine, kamu görevlilerinin görev ve yetkilerini kişisel çıkar amacıyla kullanmasına veya kamu kaynaklarının siyasi amaçlarla kullanılmasına izin verilmemelidir. “Tüyü bitmemiş yetim hakkı” sözü yalnızca söylemde kalmamalıdır. Kamu kaynaklarının israf edildiği veya kişisel menfaatlere dönüştürüldüğü yönündeki algının (Ye ye bitmiyor algısının) toplum hafızasından silinmesi için gereken her türlü tedbir alınmalıdır.
5- Siyasi ilişkiler veya sahip olunan siyasi güçler kullanılarak içeriden bilgi edinme ve kişisel veya kurumsal menfaat sağlama imkânları ortadan kaldırılmalıdır. Kamu bilgi güvenliği ve kişisel verilerin korunması konusunda gerekli hassasiyet gösterilmelidir. Siyasi görevlerde bulunanların, merkezi idare ve yerel yönetimlerde görev yapan yönetici ve bürokratların sahip oldukları yetki ve sorumluluğun önemi ve ağırlığı konusunda gerekli bilinç oluşturulmalıdır.
6-Dünyanın ve ülkemizin hızla değiştiği bir dönemde, ülkemizi geleceğe hazırlamak; başta siyaset kurumu olmak üzere hepimizin ortak görevidir. Hatalardan ve yanlış uygulamalardan zamanında dönülmesi, hem kamu yönetimine duyulan güveni artıracak hem de ülkemiz açısından önemli kazanımlar sağlayacaktır.
7-Sokaktaki vatandaşın ve sivil toplum kuruluşlarının sesine kulak vermek, onların sorun, talep ve beklentilerini doğrudan öğrenmek büyük yarar sağlayacaktır. Siyasetçi ile vatandaş arasında duvar örülmemeli; vatandaşların sorun, talep ve beklentilerinin karar alma mekanizmalarına ulaşabilmesi sağlanmalıdır. Toplumun karşı karşıya olduğu sorunlar ne “toz pembe” gösterilmeli ne de gereğinden fazla “karanlık” bir tablo olarak sunulmalıdır. Gerçekler olduğu gibi görülmeli ve çözüm üretilmelidir.
8-Alt ve orta gelir gruplarının, memurların ve emeklilerin geçim sıkıntılarına mutlaka kalıcı ve etkili çözümler üretilmelidir. Ülke kaynakları ve refah artışı toplumun farklı kesimleri arasında adil ve hakkaniyetli bir şekilde paylaşılmalıdır. Sofrasına huzurla oturan, yatağına tok giren insanların sayısı artırılmalıdır. “Aç insan her şeyi yapar.” sözü akıllardan çıkarılmamalı; ekonomik ve sosyal politikalar belirlenirken toplumun geçim şartları ve sosyal huzur mutlaka dikkate alınmalıdır.
Güzel ülkemizde huzur, güven ve refah içerisinde yaşama temennisiyle; görüş ve önerilerimi, herhangi bir siyasi düşünce veya ön yargının etkisinde kalmadan, ilgili tarafların ve kamuoyunun dikkat ve değerlendirmesine sunuyorum.
Saygılarımla,
Levent KÜÇÜK
Genel Başkan
Tüketiciler Derneği (TÜDER)
- ÜLKEMİZİ YÖNETENLERE ÇAĞRIDIR! - 3 Ekim 2026
- “PABUCU DAMA ATILMAK” - 18 Eylül 2026
- TARIMDA ASIL ÖNEMLİ OLAN KAYITLI ÜRETİMDİR! - 18 Eylül 2026
