“PABUCU DAMA ATILMAK”

18 Eylül 2026 Kapalı Yazar: Levent Küçük

AHİLİK HAFTASI KUTLU OLSUN

“PABUCU DAMA ATILMAK”

Günlük hayatımızda sıkça kullandığımız bazı deyimler vardır. Söylenişleri kısa, anlamları ise oldukça derindir. “Pabucu dama atılmak” da bunlardan biridir.

Osmanlı’dan günümüze kadar ulaşan bu deyim, aradan yüzyıllar geçmesine rağmen anlamını büyük ölçüde koruyarak yaşamaya devam etmektedir.

Osmanlı döneminde esnaf teşkilatı, Ahilik geleneğinin devamı olarak belirli kurallar ve meslek ahlakı çerçevesinde faaliyet gösterirmiş. Her esnaf teşekkülünün başında bir kethüda bulunur; kethüda, mesleğin kurallarını ve inceliklerini bilen, esnafın çalışma düzenini ve meslek ahlakına uygun davranıp davranmadığını denetleyen kişi olarak görev yaparmış.

Kethüdanın yanında, esnaf ile kethüda arasında adeta bir bilirkişi ve denetici konumunda bulunan yiğitbaşı yer alırmış. Mesleğinde hile yapan veya kusurlu mal üreten esnaf, yiğitbaşı tarafından tespit edilerek kethüdâya bildirilir ve gerekli işlemler yapılırmış.

Bugünün anlayışıyla bakıldığında, bu sistemin bazı yönleriyle mesleki denetim mekanizmalarına benzediği söylenebilir.

O dönemlerde meslek ahlakına büyük önem verildiği, esnafın müşterisine karşı dürüst olması gerektiği kabul edilirmiş. Çabuk bozulan, yırtılan, çürüyen veya beklenenden kısa sürede kullanılamaz hâle gelen mallarda hile veya kusur olup olmadığı araştırılır; kusur tespit edilmesi hâlinde ilgili esnaf hakkında işlem yapılırmış.

Ayakkabı imalatı ise bu tür şikâyetlere açık mesleklerden biriymiş. Kısa sürede eskiyen, sökülen veya delinen ayakkabıların kullanım hatasından mı, yoksa üretim kusurundan mı kaynaklandığı konusunda anlaşmazlık çıktığında, kethüdâ tarafından çarıkçılar yiğitbaşısı çağrılır ve durumun araştırılması istenirmiş.

Eğer ayakkabının kusurlu veya hileli üretildiği tespit edilirse, ilgili usta çağrılır; esnafın ileri gelenleri, yiğitbaşı ve diğer meslek temsilcilerinin huzurunda kethüdâ tarafından uyarılır veya tekdir edilirmiş. Müşteriden alınan ücretin iade edilmesi sağlanır ve kusurlu ayakkabı da bir daha kullanılmaması için dama atılırmış.

İşte “pabucu dama atılmak” deyiminin de buradan geldiği anlatılır.

Bir esnafın yaptığı ayakkabının dama atılması, usta açısından büyük bir itibar kaybı anlamına gelirmiş. Çünkü meslektaşları ve müşterileri nezdinde güvenilirliğini kaybeden ustanın işlerinin azalması kaçınılmaz olurmuş.

Zamanla bu uygulama, yalnızca ayakkabıcılar için değil, bütün esnaf teşkilatı açısından genel bir anlam kazanmış. Bir kişi hakkında “pabucu dama atıldı” denilmesi, onun mesleki itibarını kaybettiği ve artık o meslekten geçimini sağlamasının zorlaşacağı anlamında kullanılmaya başlanmış.

Bu deyimin Ahi Evran döneminden kaldığına ilişkin rivayetler de bulunmaktadır. Bu rivayetlere göre, hatalı malzeme kullanan veya kusurlu mal üreten zanaatkâr, Ahi Şeyhi tarafından meclisten çıkarılır, pabucu tekke damına atılır ve evine yalın ayak gönderilirmiş.

Bugün “pabucu dama atılmak” dediğimizde, elbette aklımıza bir ayakkabının gerçekten dama atılması gelmiyor. Ancak deyimin taşıdığı mesaj hâlâ anlamlı:

Mesleğinde dürüst olmayan, işini hakkıyla yapmayan ve müşterisinin güvenini kaybeden kişinin itibarı da bir gün “dama atılabilir.”

Ahilik kültürünün en önemli değerlerinden olan dürüstlük, güven, kaliteli üretim ve müşteriye saygı, günümüzde de esnaf ve ticaret hayatının temel ilkeleri arasında yer almalıdır.

Çünkü teknoloji ve ticaret yöntemleri değişse de güvenilir esnaf olmanın değeri değişmez. Saygılarımla,

Levent KÜÇÜK

Genel Başkan

Tüketiciler Derneği (TÜDER)

Levent Küçük
Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]