ÇARE SİZSİNİZ!
17 Ekim 2026ÇARE SİZSİNİZ!
Otobüs, metro, Marmaray ve benzeri toplu taşıma araçlarında seyahat ederken ya da kalabalık ortamlarda bulunduğunuzda çevrenizdeki insanları gözlemliyor musunuz?
Kişisel gözlemim şu: Okuldan çıkmış ortaokul ve lise öğrencileri ile anne babalarının harçlıklarını harcayan ergen arkadaş grupları dışında, gülümseyen, tebessüm eden insanlara rastlamak neredeyse imkânsız.
Düşünceli, kaygılı ve karamsar insan profilleri adeta her tarafımızı sarmış durumda. Sırtlarında bir çantayla ülkemizi ziyarete gelen yabancı turistler bile inanın bizlerden çok daha mutlu ve keyifli görünüyor.
İçinizden bir ses, “Bu ekonomik, sosyal ve siyasi ortamda insanlar nasıl mutlu olsun?” diyebilir.
Bölgemizde devam eden savaşlar ve iç siyasi çekişmeler; yıllardır süregelen enflasyon ve gelir dağılımındaki adaletsizlik; her gün bir yenisiyle karşılaştığımız hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvet iddiaları; depremler, seller, fırtınalar ve geçim sıkıntısı… Bütün bunlar, doğduklarından beri daha iyi bir yaşam umuduyla geleceğe bakan insanlarımızı maalesef umutsuzluğa, karamsarlığa ve gelecek kaygısına sürüklüyor.
Oysa sağlıklı uyandığımız her yeni güne, bulduğumuz bir lokma ekmeğe, sıcacık bir çorbaya ve millî takımımızın attığı her gole sevinen; şükretmeyi bilen, küçük şeylerle mutlu olabilen bir milletiz. Bu nedenle içinde bulunduğumuz manzaranın toplumumuzun hak ettiği bir yaşam olmadığını ifade etmek istiyorum.
Behçet Necatigil’e atfedilen, kişisel gelişim ve motivasyon alanında da sıkça kullanılan şöyle bir söz vardır:
“Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz; ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz.”
Bu söz, siyasi açıdan da önemli bir anlam taşımaktadır. Bir ülkenin veya toplumun içinde bulunduğu krizlerden çıkış yolunun, yine o toplumun kendi iradesinden geçtiğini vurgular. Alternatifsizlik söylemlerine karşı çıkarak seçmenin gücünü hatırlatır. Siyaseti yalnızca siyasi partilerden ibaret görmeyen; halkın sandıkta, sokakta ve yerelde ülke sorunlarının çözümünde aktif rol alması gerektiğini savunan bir anlayışı ifade eder.
Özetle bu söz, “Sistemden veya liderlerden çare beklemekle yetinmeyin; değişimin öznesi olun.” anlamına gelen güçlü bir farkındalık çağrısıdır.
Son günlerde gündeme gelen fon vurgunu ve yolsuzluk olayları üzerine sohbet ettiğim değerli bir büyüğüm, “Vatandaş böyle istiyor.” diyerek seçmen iradesine ve tercihlerine dikkat çekti.
Oysa siyaset kurumundan ve devletin imkânlarından beslenen mutlu bir azınlık dışında, vatandaşlarımızın genel olarak böyle bir düzeni istemediği kanaatindeyim.
Ülkemizin alicenap insanları; topluma hizmet eden, toplumun refahını artıran, halk tabiriyle “bir taş üzerine taş koyan” herkese ve her siyasi partiye müteşekkirdir.
Bununla birlikte, ülkemizi yöneten siyasetçilerin ve ülke yönetiminde söz sahibi olanların; kötü yönetim uygulamalarıyla toplumda karamsarlığa ve gelecek kaygısına yol açmaya, ülke kaynaklarını heba etmeye veya belirli kesimlerin çıkarları doğrultusunda kullandırmaya hakları yoktur.
Peki, çare nedir?
Çare; her birimizin sorumluluk alması, sorgulaması, hakkını araması ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmasıdır.
Çare her birimiz, ÇARE SİZSİNİZ!
Saygılarımla,
Levent KÜÇÜK
Genel Başkan
Tüketiciler Derneği (TÜDER)
- ÇARE SİZSİNİZ! - 17 Ekim 2026
- VATANDAŞIN UCUZ BALIĞINA ENGEL OLMAYIN! - 16 Ekim 2026
- 16 EKİM DÜNYA GIDA GÜNÜ: AMAÇ VE BEKLENTİLERİMİZ - 16 Ekim 2026
