AYAK BASTI PARASI!
16 Ocak 2026AYAK BASTI PARASI!
Bugün bir haber sitesinde, özel hastane otoparklarında alınan yüksek tutarlı otopark ücretlerini eleştiren bir haberi okuyunca, bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.
Zaman zaman “ayak bastı parası” adı altında; ülkelere, şehirlere girişlerde ya da şehirlerin belirli bölgelerine geçişlerde alınan ücretler gündeme gelir. İstanbul için de “Tarihi Yarımada” olarak tanımlanan bölgeye girişlerin belirli bir bedel karşılığında olması tartışılır, ardından bu fikirden genellikle vazgeçilir. Hatta bazı Avrupa Birliği ülkelerinde bu uygulamanın bulunduğu ifade edilir. Bu tür uygulamaların, düzensiz göçü ve çarpık kentleşmeyi önlemek amacıyla gerekli olduğu ileri sürülürken; karşıt görüşler ise bunu seyahat ve yerleşim hakkının kısıtlanması olarak değerlendirmektedir.
Son yıllarda, ayak bastı parasına benzer uygulamaları ticari hayatta, birçok işletmede görmekteyiz. Örneğin hastane ya da restoran otoparklarında alınan ücretler bunun en somut örnekleridir. Muayene veya kontrol için gittiğiniz o devasa binalarda, doktor ya da hastane ücretini ödemeden önce otopark ücreti ödüyorsunuz.
Beş yıldızlı otellerde ise yüksek konaklama ücretine ek olarak, ayrıca yüksek tutarlı otopark ücretleri talep edilmektedir. Otopark ücreti; konaklama ya da sağlık hizmetinin bir parçası olarak değil, binadan ve sunulan hizmetten tamamen ayrı değerlendirilmektedir. “Zaten hastane ya da konaklama ücreti ödüyorum, bu ücret de nedir?” diye düşünmenin ise pratikte bir karşılığı bulunmamaktadır.
Restoran ve kafe uygulamaları ise ayrı bir tuhaflık içermektedir. Restoranın önünde kendi otoparkı bulunsa dahi, aracınıza mutlaka koşarak gelen, kapınızı açan ve ücret beklentisini bakışlarıyla hissettiren bir görevliyle karşılaşmanız kaçınılmazdır. Bazen aracınızın marka ve modeline göre farklı muameleye maruz kalmanız dahi mümkündür. Restoran sahibi ücretin isteğe bağlı olduğunu söylese bile, bu açıklama çoğu zaman sözde kalmaktadır. Bu ücreti gönüllü olmaktan çıkarıp, zorunlu olmaya dönüştürüyorlar.
İşin ilginç yanı; yasa, yönetmelik ve yargı kararlarında bu tür ücretlerin alınmasına ya da alınmamasına ilişkin açık düzenlemeler bulunmasına rağmen, tabir yerindeyse herkes bildiğini okumaya devam etmektedir.
Konu birkaç günlüğüne haber olur; valilikler ya da yerel yönetimler denetimler başlatır, tüketici derneği başkanı yazar, çizer, medyaya açıklamalar yapar. Ardından konu unutulur ve herkes yine bildiğini yapmaya devam eder.
Ülkemize ilişkin değerlendirmelerimde sıkça vurguladığım gibi, sorunların temel kaynağı kuralsızlık ve başıbozuk, sözde piyasa ekonomisi anlayışıdır. Bu temel sorunlar çözülmeden, benzer konuları konuşmaya ne yazık ki daha uzun süre devam ederiz.
Saygılarımla,
Levent KÜÇÜK
Genel Başkan
Tüketiciler Derneği (TÜDER)
- AYAK BASTI PARASI! - 16 Ocak 2026
- YOLSUZLUKLARI BENİMSEMEK, SESSİZ KALMAK! - 11 Ocak 2026
- KENTSEL DÖNÜŞÜMDE YAŞANAN SORUNLAR - 9 Ocak 2026
